• The Tree of Life

    The Tree of Life

    ★★★½

    film, derdiyle, anlatmak istedikleriyle, sinematografisiyle, müzikleriyle, yarattığı atmosferiyle teknik ve bir çok açıdan inanılmaz başarılı ve izleyiciye muazzam bir deneyim yaşatıyor..
    fakat tüm bunların yanında da maalesef bana fazlasıyla zorlama geldi..
    özür dilerim bu filme böyle bir yorum yaptığım için ama film aşırı kasıntı değil miydi ya..
    belgeselimsi uzun uzun görüntüler, garip kamera çekimleri ve filmin temposunu düşüren anlamsız uzun sahneler maalesef beni filmden düşürdü..
    film istediği şeyi aktarmak için çok alengirli ve garip bir yol seçiyor bana göre.. halbuki…

  • #Alive

    #Alive

    ★★

    yani genel olarak oldukça boş ve klişe bir film olsa da zombi teması olunca insan sıkılmadan izliyor ya..
    gece kuzenle açtık aktı gitti valla..
    ayrıca filmdeki evden çıkmama gibi bir durumla karşılaşsam rahat 2-3 ay yaşarım gibi ya.. tecrübeliyiz..

  • Dead Space: Downfall

    Dead Space: Downfall

    ★½

    bayılarak oynadığım oyununun ardından böyle bir animasyon olduğunu öğrenip izlemek istedim fakat maalesef oyun kadar tatmin edici olmadı..
    halbuki ilk oyundaki hikayeyi direk olarak uyarlasalar çok daha iyi bir iş çıkabilirmiş ortaya..
    ama yine de severek oynadığım bir oyunun animasyon halinde filmini izlemek fena değildi..
    oyun severlere öneriririm.. bunu değil oyununu :/

  • The Conformist

    The Conformist

    ★★★★½

    her detayını hayranlıkla izlediğim ve en içten bir şekilde 'sinema.. iyi ki var' diyebildiğim muazzam bir eser..

    “Mazi ta kökünden silinsin
    Biz başka âlem isteriz
    Bizi hiçe sayanlar bilsin
    Bundan sonra her şey biziz.
    Bu kavga en sonuncu kavgamızdır artık
    Enternasyonal’le kurtulur insanlık!”

  • My Father and My Son

    My Father and My Son

    ★★★½

    açaydım kollarımı gitme diyeydim sahnesinde helak oldum

  • Kes

    Kes

    ★★★★½

    garibanın yüzü gülür mü amk..
    vah benim zavallı kardeşim casper.. seni öyle sevdim ki keşke öz kardeşim olsaydın be..
    ufacık yaşında aile, toplum baskısı,ilgisizlik ve rezalet eğitim sistemiyle işleyen okul hayatında uğradığı zorbalıkların arasında sıkışıp kalmış bir çocuk.
    bu boktan hayatın içinde huzur bulduğu tek şey bir gün sahiplenip eğitmeye çalıştığı bir kuş oluyor ufak dostumuzun.
    onunla ilgilenirken, onun uçuşunu izlerken huzur bulması adeta o sıkışıp kaldığı ufacık hayatından bir kaçış yolu..
    ve 'kes' ismini verdiği bu kuş onun için…

  • The Child

    The Child

    ★★★½

    sade, dramatik, fazlasıyla gerçekçi ve hayatın içinden keyif kaçıran bir yaşam öyküsü..
    gencecik yaşlarında anne baba olmuş bir çiftin bebekleri doğduktan sonra sefalet ve çaresizlik dolu hayatlarının nasıl çöküşe geçtiğini izliyoruz.
    sürekli sorumluluktan kaçan, hayatını hırsızlıkla geçiren, baba olmanın yükünü henüz kavrayamamış, sorumsuz ve bana göre filme adını veren hala 'çocuk' kalmış birinin evlat sahibi olmanın getirdiği yükler altında nasıl ezilip kaldığını ve nasıl çirkinleşebileceğini sinir bozucu bir şekilde işliyor film.
    film sanki ayrıca prezervatif kullanımının önemini anlatan bir kamu…

  • Stranger by the Lake

    Stranger by the Lake

    ★½

    tatsız, yavan, sıkıcı ve maalesef içi boş bir filmdi ya..
    eşcinsel erkeklerin birbirleriyle tanışmak için geldikleri bir deniz kenarında yaşanan olaylara ve yakınlaşmalara odaklanıyor film..
    uzun bir süre hiçbir şey anlatmadan gay pornosu kıvamında ilerliyor ve sonlara doğru işin içine gizem ve cinayet detayları katılsa da yine de filmde bir ilerleme olmuyor..
    halbuki bu yakınlaşmalara biraz duygusal bir boyut kazandırıp cinayet olayını da daha güzel işleyebilselerdi daha iyi bir iş çıkabilirdi ortaya bana göre..
    sanırım filmde tek sevdiğim şey insanda tatil yapma isteği uyandıran huzur dolu sahiliydi..
    umarım aynı mekana bu filmi öneren serdar ve nuri kardeşimle mangala gideriz bir gün..

  • Songs from the Second Floor

    Songs from the Second Floor

    ★★★★

    Sadece mutsuzluğun olduğu bir yerde kalmanın anlamı ne?

    fazlasıyla garip ve bir o kadar da muazzam bir filmle karşılaşmayı hiç beklemiyordum gerçekten..
    filmin giriş kısmını ben ne izliyorum modunda geçirsem de zamanla içinde bulundurduğu detayları, izlediğimiz şeylerin hayatımızdan birer parça olduğunu ve filmin, bulunduğumuz düzene çaktığı okkalı tokatları izlemek inanılmaz keyifliydi..
    film zaten genel olarak anlatmak istediklerini mizahi ve absürt bir dille önümüze seriyor.
    garip karakterler, garip mekanlar, garip olaylar ve hiç hareket etmeyen sabit kamera kullanımıyla film inanılmaz kendine…

  • Central Station

    Central Station

    ★★★½

    bir mektup ne kadar değiştirebilir paramparça olmuş hayatlarımızı ?
    bir tren istasyonunda binlerce farklı insanın mektuplarını yazarak bir nevi onların hayatlarına dokunmakla görevli olan huysuz ve yalnız, emekli öğretmen ablamız ile ufacık yaşında babasız, ailesiz ve sevgisiz büyümek zorunda kalan küçük dostumuzun yolculuklarına konuk oluyoruz..
    babasını bulmak amacıyla çıktıkları bu maceraya birbirlerine ne kadar soğuk ve mesafeli başlasalar da zamanla aralarında oluşan bağa ve sevgiye şahit olmak gerçekten çok güzel ve kalbe dokunur türdendi..
    film yer yer işleyiş ve senaryo…

  • Andrei Rublev

    Andrei Rublev

    ★★★★

    canım çıktı izlerken

  • THX 1138

    THX 1138

    ★★★

    tamamen mekanikleşmiş, distopik, karanlık bir gelecek tasvirinde, bir isimleri dahi olmayan, ilaçlarla duyguları yok edilmiş ve robotlaşmış insanların içerisinde thx 1138 adlı karakterin bu düzene karşı gelişini ve bu dünyadan kaçmaya çalışmasına odaklanıyoruz.
    filmin yarattığı bu iç karartıcı distopya ve atmosfer çok başarılı..
    filmin içeriği de heyecanlı ve ilgi çekici gözükse de film benim için biraz sıkıcı ve sönük kaldı maalesef..
    eldeki malzeme daha iyi işlenebilirdi diye düşünüyorum..
    ya da bilim kurgu türüyle yıldızım pek barışmadığı için de böyle düşünüyor olabilirim..
    kaliteli fakat beni yakalamadı..