Siraceddin Kaşgarlı

Siraceddin Kaşgarlı

embrace the words, movie and art

It's really sad to add only four favorite movies

Favorite films

  • Eye
  • Hand/Shutter
  • Piano
  • Blink

Recent activity

All
  • Groundhog Day

    ★★★★

  • The Killing of a Sacred Deer

    ★★★★

  • Lost in Translation

    ★★★★

  • Pulp Fiction

    ★★★★½

Recent reviews

More
  • Groundhog Day

    Groundhog Day

    ★★★★

    Harold Ramis’in yönettiği Groundhog Day, özellikle Bill Murray’in parmak ısırtan oyunculuğu ve alt metni sayesinde akılda kalıcı yapımlar arasına girmeyi başarmıştır. Ramis’in senaryosunu Danny Rubin ile birlikte kaleme aldığı film, bir zamansal döngüyü anlatıyor. Lakin bilimkurgusal bir zemin ve döngünün nedeni, niçini tamamen es geçilmiş. Zira film döngünün kendisinden ziyade, döngüye sıkışıp kalan Phil karakterinin dönüşümüne yoğunlaşıyor. Haliyle filmin oyunculuk yükünü sırtlayan ve işi hiç de kolay olmayan Bill Murray, buna rağmen sergilediği başarılı performansla karakterinin radikal dönüşümünü ustaca yansıtıyor…

  • The Killing of a Sacred Deer

    The Killing of a Sacred Deer

    ★★★★

    The Killing of a Sacred Deer, bana kalırsa bizleri sinema tarihinin en doyurucu açılış sahnelerinden biriyle karşılıyor. İsa’nın ölümünü anlatan bir ilahi türü olan Stabat Mater eşliğinde, bir ameliyat masasında atan kalbi izleyen seyirci filmin asıl sorununa tanıklık ettiğinin farkında değildi. Tanrının bir kutsalı ölmüştü ve bu durumun elbette bazı sonuçları olacaktı. Ameliyat sonrasındaki temizlenme ritüelinde kanlı eldivenler çıkarıldığında karşımıza çıkan bir çift temiz ve güzel el miydi bu sonuçlarla boğuşacak olan?

    Film, tıpkı yönetmenin diğer filmleri gibi karanlık, rahatsız…

Popular reviews

More
  • American Psycho

    American Psycho

    ★★★★

    Bret Easton Ellis’in aynı isimli romanından uyarlanan American Psycho, gösterime girdiği yıl ve sonrasında izleyicileri ikiye bölmüştü. Kimi filmi çok sevip, kült filmler listesinin üst sıralarına yerleştirirken, kimisi de filmden aynı derecede nefret etmişti. Bana soracak olursanız eğer, ben ne nefret ediyorum ne de bayılıyorum. Yine söylemem gerekir ki roman, filmden kat be kat iyi. Yazının sonunda da kitaptan bir alıntıyı sizinle paylaşıyor olacağım.

    Aydınlanma düşüncesinin en büyük sonuçlarından biri olan ‘aşırı bireyselleşmiş toplum’ akabinde ‘şeyleşmeyi’ doğurur. Paranın her şeyi…

  • Lost in Translation

    Lost in Translation

    ★★★★

    Lost in Translation, uzak doğu kültürüyle birlikte iletişim, iletişimsizlik, yabancılık, yabancılaşma ve yalnızlık kavramlarını öğretme derdinde. Coppola, yabancılık kavramını işlemek için birbirinden apayrı iki karakteri çekip, evlerinin çok uzağında, sadece içsel değil aynı zamanda fiziksel olarak da yalnız oldukları Tokyo’ya yerleştirmiş. Dilin, kültürün, kısaca her şeyin yabancı olduğu bu şehirde anlamadığınız konuşmalar, billboardlar, film boyunca bizi takip ediyor ve yabancılık hissini daha da doğruluyor. Yönetmenin baş karakterleri oldukça uzak, yabancı oldukları Tokyo'ya yerleştirmesi ve bunu da bile isteye yaptığı aşikardır.…