Suspiria

Suspiria ★★★★

"Sihir her yerde, bütün dünyadadır."

Bu film hakkında bir özet geçecek olursam tam anlamıyla sinemaya yansıtılmış bir korku masalı diyebilirim.

Amerikalı bir genç kız olan Suzy, dünyanın en iyi bale okullarından birine gitmek üzere Almanya'ya gider ve okula gittiği ilk andan itibaren esrarengiz olayların arkası kesilmez. Büyücülük, cadılık gibi kavramlar çok ilgimi çeken türden olmasa da bu filmde öyle güzel bir sanat anlayışı var ki, izlerken gözlerimi ekrandan almak çok zordu.

Filmde sert renk kontratları son derece yoğun uygulanmış ve kırmızının tonları çok güzel bir şölen katmış. Buna nazaran filmde görebileceğimiz kan rengi, gerçek kan rengi değil. Bir gerçekçilikten ziyade masalımsı bir anlatım tercih edilmiş. Filmin gerçekçi olmakta direnişiyle bazı sahnelerde korku öğeleri pek etkili olmasa da sahnenin az kusurlu bir prensiple çekilmiş olması insanın içinde bir tedirginlik yaratıyor. Sürekli tekrar eden ve bağımlılık yaratan 14 notalı bir melodi aklınızda senelerce durabilecek bir etki bırakıyor. Sürpriz beklemek çok doğru olmaz çünkü filmde sonlara doğru artık neyin döndüğünü kavrıyorsunuz ve filmin sonunun etkileyiciliği pek olmuyor. Senaryo ya da oyunculuk tarzında bir etki bırakmak istenmemiş aksine sinematografi ve sanat üzerinden etkilemeye çalışmışlar ve başarılı olunmuş diyebilirim.

Filmi izlediğimde 1977'de sinemada bunu izleyen kişilere imrendiğimi söylemeliyim fakat uzun yıllar ardından en korkutucu film gözüyle bakmamak gerek. Yıllar geçti ve korku anlayışı da değişti. Artık evin içine yarasa girmesinden kimse korkmuyor.

8/10