Favorite films

Recent activity

All

Recent reviews

More
  • The Father

    The Father

    ★★★★

    "Paris mi? Orada İngilizce bile konuşmuyorlar!"

    Herkesin hayatında bir kere olsun düşündüğü bir meseledir yaşlanmak. Yaşlanınca ne olacak hangi hastalıklara kapılacağım? Kimsenin yaşlanmayı istemediğini de biliriz. Peki yeterince empati kurabiliyor muyuz? İşte bu filmde bu mesele anlatılıyor. Yaşlı bir babanın yaşlılığıyla mücadelesini öyle gerici şekilde anlatıyor ki empati kurma dışında şans bırakmıyor film

    Yaşlılığın etkilerini gün geçtikçe daha kuvvetli hisseden Anthony, gerçekçi ve korkutucu bir deneyim ile bizleri baş başa bırakıyor. Kendi zihninden, gerçeklikten şüphe duymaya başlarken hayata olan bakış…

  • Minari

    Minari

    ★★★★

    "Büyükanne Kore gibi kokuyor"

    Koreli bir aile Amerika'ya yeni bir hayat için ve aslında hem maddi hem de manevi olarak büyük bir değişim için yaşam kurmaya gidiyorlar. Karşılaşacakları zorlukları bilseler de en azından riske değer olduğunu biliyorlar. Bu film o kadar şey anlatıyor ki, duygular şelalesine kapılıp gidiyorsunuz. Ağlayacak gibi olup aniden gülebilir ya da bir baskı altında kalabilirsiniz. İzleyiciyle adeta oyun oynuyor ve beklentilere sokuyor sonra da gerçeklerle yüzleştiriyor.

    Sinematik bölümüyle ilgilendiğimizde gözümüze çok etkileyici detayları sunmuyor film. Daha…

Popular reviews

More
  • Suspiria

    Suspiria

    ★★★★

    "Sihir her yerde, bütün dünyadadır."

    Bu film hakkında bir özet geçecek olursam tam anlamıyla sinemaya yansıtılmış bir korku masalı diyebilirim.

    Amerikalı bir genç kız olan Suzy, dünyanın en iyi bale okullarından birine gitmek üzere Almanya'ya gider ve okula gittiği ilk andan itibaren esrarengiz olayların arkası kesilmez. Büyücülük, cadılık gibi kavramlar çok ilgimi çeken türden olmasa da bu filmde öyle güzel bir sanat anlayışı var ki, izlerken gözlerimi ekrandan almak çok zordu.

    Filmde sert renk kontratları son derece yoğun uygulanmış ve…

  • Saint Maud

    Saint Maud

    ★★★

    "Kimse istemediği bir şeyi görmek istemiyor"

    İliklerime kadar ürperttiğini söyleyemem... (Hype bazen beklentiyi yükseltebiliyor)
    Hastanede yaşadığı bir olaydan dolayı travma yaşayıp kendini dine adayan bir hemşire olan Maud, eski bir dansçı olan fakat kansere yakalanan bir kadının malikanesinde ona hizmet etmek üzere çalışmaya başlıyor. Olaylar bu şekilde başlıyor fakat tahmin edilemez bir yöne doğru evriliyor. Hikayeye girişte film zorluk yaşıyor olsa da çok gecikmeden senaryoyu eline alıyor.

    Kurgusal anlamda başarısız olduğunu düşündüğüm noktalardan başlarsak öncelike gözüme çarpan kısım tabii ki…