Three Colors: White

Three Colors: White ★★★★

Herkes Blue'nun getirdiği başarıdan sonra White'ın bir nevi daha geride olduğunu belirtmişti; ben de buna katılıyorum fakat tam olarak olmasa dahi White da en az Blue kadar içine çeken ve soluksuz izlemenize sebep olacak bir eser.
Filmin vermek istediği mesajlar aslında adından da anlaşılıyor. Beyaz saflığı, naifliği ve duruluğu simgeleyen bir renk olarak kabul görmekte. Kieslowski de eşitliği naif ve duru bir şekilde ele almış. Daha filmin ilk 5 dakikasında Fransızca bilmediği için eşit değerlendirilmeyen bir adam görüyoruz ve bu noktadan sonra filmin hangi tema üzerinden ilerlediğini anlıyoruz. Mavi'de olduğu gibi bunda da değinmeden geçemeyeceğim; The Double Life of Veronique filminde Kieslowski'nin Polonya'da olan devrimi ve siyasal çekişmeleri hiç umursamadığını anladığımız o meydan sahnesinden bu kadar derin bir siyasi filme dönüşü muhteşem bir hareket. 3 yıl içinde kendisi dahil bütün Fransa ve Polonya halkının siyasetten, savaştan ve şiddetten ne denli bıktığının bir kanıtı niteliğinde ortaya çıkartılmış. Kieslowski bu film ile garibanın yanında olduğunu belirtmiş yani kısaca.
Yine bu filmde de diğer iki (Veronique ve Blue) eserinde olduğu gibi yaşlı kambur birisini gördük. Bu kez sanırım başrolün kadın değil de erkek olmasından dolayı o yaşlı kambur kişiyi erkek seçmişlerdi. Bu 'kambur' imgesinin ne olduğunu kendimce tahmin edebiliyorum ve eminim ki Red filminde de bu imgeyle karşılaşacağım. Polonya sinema sitelerinde veya yönetmenin ağzından buna dair bir açıklama bulamazsam gözüm açık gidecek gibi.
Beyaz'ı ilk gördüğümden beri başrolü Julie sanıyordum ve bunun çok doğru bir seçim olduğunu düşünüyordum; beyaz kadar saf, duru bir kadın olduğu için fakat başrolün erkek olması şaşırttı beni. Yine de bu durum asla yanlış bir karar olmamış.

'+𝘏𝘦𝘳𝘬𝘦𝘴 𝘢𝘤𝘪 𝘤̧𝘦𝘬𝘦𝘳.
-𝘉𝘦𝘯 𝘥𝘢𝘩𝘢 𝘢𝘻𝘪𝘯𝘪 𝘪𝘴𝘵𝘪𝘺𝘰𝘳𝘶𝘮.'

Block or Report

basak liked this review